LRF Takımları ile Ultra Light Spinning ve Lüfer Avı

Merhaba sevgili dostlar son zamanlarda farklı avlara imza atmamam ve hep klasik istavrit avları ve yeni sezona yeni ürünleri denemelerimden dolayı av raporlarımı sadece facebook grubumuzda paylaşıyordum. Yeni arayışlar beni bazen avlarda boş çevirse de bazen çok güzel avlara da imza attırabiliyor. Neyse artık konumuza dönelim ve detayları sizlerle paylaşayım.

Evden 17.00 gibi hem boreas&Stradic ikilisini hem de Diaflash& Vanquish ikilisini arabamın bagajına atıp ava gittim. Gündüzden gidip biraz kıyıdan jigging yapmak istiyordum. Fakat gittiğimde lodos esiyordu. Bu saate kadar epeyice esmiş olmalı ki deniz çamur olmuştu resmen. Tüm yosunlar dipten kopmuş ve her atçekte yosun doluyordu. Fakat ilerilerde bu durum biraz daha farklıydı. Bu yüzden sevmesem de kaşığa şans vermek istedim. Boreas &Stradic ikilisini yanıma aldım ve rapala kutumda olan kaşıktan dolayı rapala kutusunu alıp ”Dur bir deneyelim” dedim. Üçüncü atışımda aldım dedim. Hansen 14 gr kaşığın arkasındaki üçlü iğneyi çıkardım. Onun yerine decoy quattro 4 no iğne taktım. İğne hem çok keskin hem de balık dökmüyordu. Yani vuruşu alırsam balığı almam garanti gibi bişey.

Hansen kaşığa vuran balık epeyice ilerideydi. Heh dedim henüz 17.45 olmasına rağmen balık gelmiş. İleride olmasından dolayı çekmesi çok zevkli olsa da bir değişikti. Bu sarıkanat boyunda olmasına rağmen çok güçsüzdü bir dişliye göre. Balığı sudan kestikten sonra bir de ne göreyim, İstavrit!

Bir an tüm düşünceler fikirler değişti. Acaba istavrit mi girdi. LRF yapmanın vakti mi ama güneş çok tepede henüz erken derken atmaya devam ettim. On dakika sonra hansen 14 gr ile bir sarıkanat kandırdım. Boreas ile atmanın güzel yanı kamışın sert olmasından dolayı balığı tasmalamak ve kamıştan güç almak çok daha kolay. Lüfer yada sarıkanatı kandırdıktan sonra her kalamada balığın kaçma şansı biraz daha arttığından kalamam kapalı ve boşluksuz sarıyordum. Hansen 14 gramı da çok rahat atabildiğim için güzel bir hafif spin takımı gibi de kullanıyordum. İlerleyen bir saatte sadece at çek yapıp bel ağrılarımdan yakınmaya başlamıştım. Hatta artık sıkıldım ve toplamak üzereydim. Kimseye de balık çıkmıyordu. Belli ki sürü buradan geçip gitmişti.

Saat 19.30 civarı olmuş arada dinlensem de sırtım ağrımaya devam ediyordu. Boyun fıtığının da etkisiyle beni yoruyordu. Hava kararmaya başlamış ve 17 gr ima sasuke limonu çantamdan çıkartıp atmaya başladım. 0,17 mm stroft leader olası büyük balıkta patlarsa sasukeyi kaybetmeyi göze almam doğru muydu. Yada başka çözümü var mıydı. Bir kaç atış daha yapıp dinlendim. Oltamı tekrar elime aldığımda son beş atış yeter artık dedim. Attım ve 37cm lik lüferi en ileriden kandırmayı başardım. Sasukenin yakınına atan bir arkadaş da aynı anda vuruş almıştı. Balık geri geldi. Lüfer sahteye tam ortadan saldırmıştı. Ben işimi şansa bırakmam demiştim. Sasukeye de quattro iğneleri takmıştım. Orta iğne komple balığın ağzında ve arka iğne de balığı yapıştırmış. Koca balık kıpırdayamadan kıyıya gelmişti. Bizi gördüğünde son bir hamle yaptı ama o dörtlü iğneden kendini kurtarma olasılığı yoktu. Balığın ağzından sasukeyi balık ölmeden çıkaramadım. Bu yüzden çantama baktım diğer limon rengi sasukeyi attım. Bir balık da onunla on dakika sonra kandırmıştım. Bu sefer çinekop boyundaydı. 28 cm boyunda kalmıştı. 25 cm lik istavritten az büyüktü. Çantada hansen ile bir istavrit bir sarıkanat, sasukelerle de iki balık olmuştu. Yeterli olduğunu düşünüp daha hafif siklet takımım olan diaflash ve yeni deneyeceğim vanquish’i hazırlayıp silikon attım.

Diaflash çok esnek ve istavrit için çok muazzam olsa da lüferde biraz sert bir kamış her zaman avantaj. Ama istavritin olmamasından dolayı sıkıldım ve çantamda İma Komomo Slim 95sf 6.8gr beyaz sahteyi gördüm. İçimde kalacağına at gitsin dedim. Bel ağrılarım artmış artık sırtımı dinlendirmem biraz yatmam lazımdı. 3. Atışımda bir vuruş aldım. Sahteye vurdu ve suyun üstüne çıkan ve dolaşan sahteyi boş çekmiştim. Sonrasında ise bir sarıkanat kandırmayı başarmıştım. Bu sahteyi düz ve orta hızda sarımda kuyruk sallaması, bembeyaz oluşuyla ”Balık olsam atlardım” dedirtiyor. Avı bel ağrımdan dolayı sonlandırmak zorunda kaldım. Av sonunda bir kaç fotoğraf çekip sonrasında evime gitsem de gece 00.30′ da bile arkadaşlarım dişli kandırmışlardı. Tüm gece boyunda lodosun da etkisi ile balık kıyıya yapışmış ve güzel av vermişti.

Eğlenceli avdan geriye sizlerle mutluluğumu paylaşabileceğim bir kaç kare kalmıştı.